Çığrından çıkıyor duygular; muazzam bir sele kapılıp giderken bu aşkın ortasında ben ve kalbim, adı konulmamış kaygıların ruhuma sarmalanmış o fırtınasını dinliyoruz. Güç iş gerçekten kalıpların ardındaki bir düş deryasında engin dalgalara karşı mücadele etmek. Devam edebilmek yola. Kavrayabilmek duyguları ve hükmedebilmek ruhunu baştan başa kaplamış aşk yetisine. Keşke sevda baş edilebilir olsa. Keşke kalp sızısına mahal vermeden, aşk kendisini her gün yeniden doğurabilse. Katlanarak an be an artsa.
Sen düşerken yüreğime mutluluk gözyaşlarıyla birlikte, şebnemler misali örtüyorsun ruhumu. Yağmur gibi yeniliyorsun ömrümü. Sen gülerken, ben acıyı ve korkaklığı tümden dışlıyorum dünyamdan. Alıp atıyorum içimde hüzne dair ne varsa; yok edip bir adım daha yaklaşıyorum abidevi yüreğinin güzelliklerine.
Hafızamda yer etmiş bulanık mutluluk tablolarının ne değeri var ki artık? Yeni bir okyanus dalgası gibi silip geçti sevginin güzelliği, o yarım yarım tebessümlere sahip tüm kayıtları. Artçı sarsıntılarla geçmiş günler, şimdi tertemiz bir şelalenin verdiği dinginliğe bıraktı yerini. Toprağın soğuğuna alışmak kadar zor iken yaşamak, şimdi bir çift göz ile kalakaldı öylece, cennetin içinde ilelebet yaşamak istercesine.
Güç iş gerçekten solgun bir kalple hayata güzel bakmak. Sevgiyi işlenmiş sedefler gibi hayata yaymak. Aşkı matem olmaktan çıkarıp, kalbi mutluluğa boyamak. Sen mahkum etmiyorsun yüreğimi. Sen korkutmuyorsun beni. Sen, açtığın cennet kapılarını, huzur meşaleleriyle ışıklandırırken gözümün gördüğü her yeri, ben gizemli hislerin ölümsüzlüğüne aşık, çoktan bağlandım yüreğine.
Yaşıyorum mesafelerin uzaklığına rağmen. Yaşıyorum vuslatla özdeşleştirmediğim ama gücünü oradan aldığım büyük bir ümit ile. Özel bir sevgiyi, özen verilmiş bir aşkı, kıyılmayacak kadar muhteşem bir yüreği, yaşıyorum ruhumun derinliklerinde ve damarlarımda dolaşan kanın değdiği her noktada. Yaşıyorum.
Sen düşerken yüreğime mutluluk gözyaşlarıyla birlikte, şebnemler misali örtüyorsun ruhumu. Yağmur gibi yeniliyorsun ömrümü. Sen gülerken, ben acıyı ve korkaklığı tümden dışlıyorum dünyamdan. Alıp atıyorum içimde hüzne dair ne varsa; yok edip bir adım daha yaklaşıyorum abidevi yüreğinin güzelliklerine.
Hafızamda yer etmiş bulanık mutluluk tablolarının ne değeri var ki artık? Yeni bir okyanus dalgası gibi silip geçti sevginin güzelliği, o yarım yarım tebessümlere sahip tüm kayıtları. Artçı sarsıntılarla geçmiş günler, şimdi tertemiz bir şelalenin verdiği dinginliğe bıraktı yerini. Toprağın soğuğuna alışmak kadar zor iken yaşamak, şimdi bir çift göz ile kalakaldı öylece, cennetin içinde ilelebet yaşamak istercesine.
Güç iş gerçekten solgun bir kalple hayata güzel bakmak. Sevgiyi işlenmiş sedefler gibi hayata yaymak. Aşkı matem olmaktan çıkarıp, kalbi mutluluğa boyamak. Sen mahkum etmiyorsun yüreğimi. Sen korkutmuyorsun beni. Sen, açtığın cennet kapılarını, huzur meşaleleriyle ışıklandırırken gözümün gördüğü her yeri, ben gizemli hislerin ölümsüzlüğüne aşık, çoktan bağlandım yüreğine.
Yaşıyorum mesafelerin uzaklığına rağmen. Yaşıyorum vuslatla özdeşleştirmediğim ama gücünü oradan aldığım büyük bir ümit ile. Özel bir sevgiyi, özen verilmiş bir aşkı, kıyılmayacak kadar muhteşem bir yüreği, yaşıyorum ruhumun derinliklerinde ve damarlarımda dolaşan kanın değdiği her noktada. Yaşıyorum.


















1 yorum:
Hi, Good Blog :)
Look from Quebec Canada
http://www.wwg1.com
WWG :)
Yorum Gönder